Alzheimer Hastalarına Verilen Psiko-Sosyal Desteğin Rolü

 

Yaşlılık döneminde yaşanan en önemli psiko-sosyal sorunlardan birisi de yaşlıların bakım ve takibidir. Her ne kadar 65 yaş ve üzerindeki her yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç olmasa da hastalanma riski ve fiziksel yetersizlikleri nedeniyle yardıma ihtiyaç duyma olasılığı artmaktadır. Bu dönemde görülen fonksiyonel ve fiziksel yetersizlikler nedeniyle yaşlı bireyler ve aileleri toplumsal bakım alternatifleri arasından birini seçme ile karşı karşıya kalmaktadır. Birlikte yaşamaktan çıkan problemler ve modern hayatın doğal sonucu olarak yaşlılık probleminin de çözümünde profesyonel yardım gerektiği açıktır. Profesyonel kurumlaşma ve meslek örgütleri çerçevesinde yaşlı bakımı ve hizmeti yapılarak hem ailenin üzerinden yük alınacak hem de yaşlının yeni rolüne uygun bir yaşam şansı yakalaması sağlanacaktır. Bu anlamıyla huzurevleri, kentsel hayatın bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Huzurevleri, devletin sosyal alana bir müdahalesidir. Huzurevleri, Türk toplumunda yaşlı vatandaşları barındırmayı ve yaşamlarının geri kalan kısmını huzurlu geçirmelerini sağlamayı amaç edinmektedir. Yaş alan bireylerde görülen hastalıklardan biri de Alzheimer’dır.

İnme terimi (Alzheimer) vasküler olaylara bağlı gelişen ani başlangıçlı fokal nörolojik sendrom bulgularını tanımlar. İnme; dünyada morbiditenin birinci, mortalitenin ise ikinci sırada en çok görülen nedenidir.[1]

Alzheimer hastası yaş alan bireylerin düzenli olarak takip edilmesi çok önemlidir. Bakımı yapan bireylerin de bu konuda eğitimli değil ise, eğitim alması önerilir. Bakımı yapan bireylerin en çok zorlandığı şey ise Alzheimer yaş alan bireylerle olan iletişimidir. İletişim kurarken kişilere nasıl yaklaşılması gerektiği ve onların sağlık durumlarını nasıl takip edeceklerini bilememektedirler.

Alzheimer yaş alan bireyler bulunduğu yaşa kadar yaşadığı tecrübeler, dostluklar, arkadaşlıklar, çalıştığı iş yerleri, yaşadığı semtten çok fazla kesiti zihninde bulundurmaktadır. Bunlar Alzheimer olmasından dolayı yavaş yavaş unutkanlıktan dolayı birbirine karışabiliyor. Bakımını yapan bireyler de bu olayları net olarak bilmediği için, kişinin farklı problemleri olduğunu sanabiliyor. Bu noktada bakımını yapan bireyler yaş alan bireylerin sadece fiziksel ihtiyaçlarını değil, psiko-sosyal ihtiyaçlarına da cevap verebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Evde bakım yapılan yaş alan bireyin düzenli olarak doktor takibinde olması gerektiği, tansiyon ve şekerinin düzenli olarak ölçülmesinin gerektiği unutulmamalıdır. Yaş alan bireylerin imkân var ise, huzurevi, dinlenme evi veya bakım evi gibi yerlere yerleştirilmesi uygun olur. Böyle kurumlar daha profesyonel hizmet ve 7/24 sağlık takibi yapabildikleri için çok daha iyi hizmet vermektedirler.

Alzheimer olan yaş alan bireylere yaklaşırken çözümlemeniz ve yönlendirmeniz gereken temel birkaç şey var.

1-Bireye yetişkin gibi davranın.

2-Onu anladığınızı ve hastanın da sizi anladığını düşünerek hareket edin.

3-Jest ve mimiklerle konuşmalarınızı destekleyin.

4-Hastanın tüm özelliklerini bildiğiniz için ona göre hareket edin.

5-İletişimin amacını belirleyin.

6-Jest ve mimiklerine dikkat edin ve konuşurken onu tam anlamıyla anlamaya çalışın.

7-Hasta ile konuşurken aceleci davranmayın.

İletişim tekniklerini kullanarak hasta ile çok daha rahat iletişime geçebilirsiniz. Güncel sağlık teknikleri takip edilmeli ve uygulanmalıdır. Mevsimlerin, günün ve zamanın koşullarına bağlı olarak Alzheimer bireylere destek sağlanmalıdır.

SONUÇ

Alzheimer hastalarının bakımı günümüz şartlarında çok ağır olduğu görülmüştür. Evde bakım çok fazla ağır ve zaman gerektiren bir seçenek olduğu görülmüştür. Buna bağlı olarak huzur evleri, bakım evleri gibi kurumlar geliştirilerek, devlet mekanizmasının bu tip kurumlara daha çok önem ve destek vermesi gerektiği önerilir. Sağlık açısından bu seçenekler hastanın yaşamını daha kolaylaştırdığı gibi çağdaş ve modern sürece de katılmasını sağlar. Belediyeler, bölgedeki yetkili sağlık birimleriyle birlikte organize çalışarak halkın psiko-sosyal destekteki önemine değinen seminer ve eğitimlerden geçirmesi için çalışmalar yapılması önerilir. Yaş alan bireyler Türkiye’de ve dünyada gittikçe artmaktadır ve artacaktır. Günümüz sağlık teknolojisinin gelişmesiyle ve insan ömrünün uzaması sebebiyle yaş alan bireyler artmaktadır. Bu konuda yapılacak tüm organize ve aksiyonu almak için devlet sivil toplum kuruluşları yetkilendirilmesi gerekmektedir.

[1] Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi (2010) 41-52

FURKAN TURAN

SOSYAL HİZMET UZMANI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

SOSYAL İNCELEME RAPORU ÖRNEĞİ

  SOSYAL İNCELEME RAPORU (KIRSAL ALANDA SOSYAL ÇALIŞMA)   RAPOR TARİHİ        :…

SED Konusunda Sosyal İnceleme Raporu Örneği-1

SOSYAL VE EKONOMİK DESTEK HİZMETİ (SED) SOSYAL İNCELEME RAPORU                                             KURUM/KURULUŞ                      :…

SOSYAL HİZMET MÜDAHALE PLANI ÖRNEĞİ-1

PLANLI DEĞİŞİM SÜRECİ GRUP ÇALIŞMASI RAPORU   KURUMU   : Çocuk Koruma İlk…

PLANLI MÜDAHALE SÜRECİ NEDİR?

Planlı müdahale süreci; müracaatçı ile temas kurulan ilk andan planlanan, müracaatçının içinde…