Geçtiğimiz günlerde Adana’da bir bakkalın baktığı sokak kedisi Çıtır’ı yakaladıktan sonra pittbull cinsi köpeğin önüne atarak boğduran yaşları 11 ila 13 arasında değişen 3 çocuğun gözaltına alınma görüntülerini hepiniz görmüşsünüzdür. Hemen hemen iki güne bir karşımıza çıkan vurdulu kırdılı kabadayı(!) dizilerindeki karakterlerin yürüyüşlerini adeta kopyalayan, yalnızca yürüyüşini kopyalamakla yetinmeyip “afilli sözlerine” eklemeler yapıp kameramana “seni öldürsem üzülmem, kediye mi üzüleyim?” diyen çocuğumuz, yüzümüze atılan bir tokattı adeta. En azından ben öyle umuyorum.

Pohpohlanıp pohpohlanıp linç edilenlerin profillerinin yerlerde süründüğü “Sosyal Medya Meydanı’nın Yeni Kurbanları” olan bu çocuklarımız, Çıtır’ı yakalayıp pittbull’a parçalatma noktasına, dahası pişkin pişkin “yaşımızın yetmediği yerde yaşantımız yeter” diyecek hale nasıl geldi, düşündünüz mü? Eğer düşünmeden, “bu çocukları da soyunu da sopunu da asalım” diyenlerdenseniz, yazının sonunda düşünmüş olmanızı umut ediyorum.

“Eski Türkiye’de”(!) müziğin, filmin, edebiyatın hatta mahalle kültürünün bir zirvesi, bir kalitelisi bir de “popu” vardı. Şimdilerde diğer üçü gibi mahalle kültürünün de zirvesi kayboldu, kalitesi bozuldu, popu çoğaldı. Çocuklara iyi insan olmayı, çevresine saygı duyarken, çevresinden saygı görmeyi öğreten delikanlı büyüklerimiz gitti. Çocuklara sokak kültüründe var olan küfürleri öğretirken, anaya babaya küfredilmeyeceğini de öğreten abilerimiz gitti. Çocuklarımıza aşkın, sevginin ne olduğunu gösterirken, kavuşamama durumunda dik duruşun nasıl sergileneceğini gösteren çiftlerimiz gitti. Ailecek izlenen, izlendiği günler sokakların boşaldığı “Kabadayı dizileri” gitti. Sokaktaki çocukları “hayrına” sevindirmek için şeker dağıtan Ak Saçlılar gitti. “Kendini ezdirme ama kimseyi ezme” diye öğüt veren ailelerimiz vardı bir zamanlar. Sabahtan akşama kadar top oynayıp koşturacak arsalar vardı eskiden. “Yeni Türkiye’de” yerlerine kim geldi, biliyor musunuz?

Çocuklara ne olursa olsun güçlü olmayı gösteren ne idüğü belirsiz tipler türedi, geldi. Anne, babasına küfür etmemeyi geçtik, “bazı şeyleri kullanabilmesi” için dövmesi gerektiğini anlatan bir laçkalık türedi. Hoşlandığı kızdan “hayır” cevabını alınca dik duruş yerine “son vuruşu” gerçekleştiren tipler geldi. Seyircilerine şiddeti rol model olarak gösterip “sokağı dolduran diziler” mantar gibi çoğaldı, geldi. Sokaktaki çocuklara yanlarından geçerken “acaba bir şey yapar mı?” diye düşünmemizi sağlayan “uzaylılar(!)” çıktı geldi. “Falandan dayak yersen bir de ben döverim seni” diyen aileler çıkageldi bir anda. “Arsa” sözünü duyanın gözleri dolar yeşiline büründüğünden, çocukların akranlarıyla oynayacağı yeşillik kalmadı şimdilerde.

Çocuklar hiçbir zaman büyük olmadı ama biz büyükler bir zamanlar çocuktuk. Ortaya çıkagelen bunca absürt şey arasında çocuk olduğunuzu düşünün. Zihni bomboş bir insana kodlanan “vur, kır, parçala, kimseye güvenme, en değerli sensin, senin önünde kimse duramaz” sözlerini kim bağırıyor, duydunuz mu? Evet, tanıdık bir ses bu. Senin senin, benim sesim, onun sesi… Zirvedeki değerlerini dağın eteklerine yuvarlayan, hayatının kalitesini “açgözlülük” ve “bencillik” ile birleştirip düşüren, popu ise “pop corn gibi” çoğaltan, çoğalan popa tepki vermeyip dahi pop haline getiren bir toplum sesleniyor çocuklarımızın zihnine…

Çıtır’ı pittbulların önüne atan, yaptığı şeyin kötülüğünü marifet sanan çocuklarımızı sokağa biz attık. Üstüne bir de linç etmeyi marifet sandık. Kaybettiğimiz zirveye çıkmadan, kalitemizi yükseltmeden, popülerlik selinde yüzmeyi öğrenemeden de bu marifetlerimizi sergilemeye devam ederiz artık.

Marifetin kötülüğe bulaşan çocukları linç etmekte, onları topluma kazandırıp kazandırmamak için anketler yapmakta olmadığını fark edip; çocuklarımızdan ve çocukluğumuzdan uzaklaşmamak umuduyla…

 

Mustafa KEKİLLİ

SOSYAL HİZMET UZMANI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

SOSYAL HİZMET

Sosyal hizmet disiplini ve doğası çoğunlukla benzerliklerinin olduğu farklı meslek disiplinleriyle karıştırılmaktadır. Geçmiş…

TOSPA AKADEMİ 1 YAŞINDA!

Öğrencilik hayatını etkinlikler ve gönüllülük faaliyetleri ile dolu dolu yaşadığını düşünen 3…

SOSYAL MESAFE Mİ, FİZİKİ MESAFE Mİ?

İnsanı incelediğimiz zaman,bir topluluk ile etkileşim halinde yaşayan canlıdır. Her insan bir…