“SOSYAL POLİTİKALAR KAPSAMINDA BOŞANMIŞ KADINLAR”

Huriye ALACA

Giriş

 

Sosyal politikalar devletlerin özellikle dezavantajlı olan bireylerin topluma entegre edilebilirliğini,güçlenmesini,sağlıklı bir gelişim göstermesini sağlamaya yönelik yapmış olduğu her türlü faaliyettir. Bu çalışmada Türkiye’de boşanmış kadının durumu ve kadınların sosyal politikalar çerçevesine konu olma şekli ,halihazırda var olan uygulamalar ve politikalar ve bunlara önelik feministlerin nasıl bir bakış sergilediklerine değinilmiştir.

 

Sosyal Politika Kavramı

 

  1. Yüzyılın en önemli olaylarından biri olan sanayi devrimi ile birlikte ülkelerin toplumsal ve ekonomik dokusunda önemli değişim ve dönüşümler gerçekleştirmiştir. Bu değişim ve dönüşümlerle beraber toplumsal sorunlar da ortaya çıkmaya başlamış ve bu sorunların kontrol edilemez artışı ile birlikte devlet yönetiminin ciddi çözümler oluşturulması elzem kılınmıştır. Bu durum sosyal politikaların doğuşunu sağlamıştır.   Başlangıçta sadece işçilerin koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan sosyal politikanın, zaman içerisinde kapsamı ve uygulama alanı genişlemiş; bugün ise bir yandan kadın, çevre, çocuk hakları gibi toplumsal hareketlerin etkisi, bir yandan da değişen ekonomik sistemlerin etkisiyle dönüşüm geçirmiştir. En geniş tanımı ile sosyal politika, toplumu oluşturan bireylerin sosyal ihtiyaçlarını karşılama amacına yönelik faaliyetleri içeren bir kavramdır ve sosyal adaletin ve sosyal eşitliğin sağlanmasına yönelik tüm politikaları içermektedir (Uçar,2011:66). Diğer bir ifade ile işsizliğin,  yoksulluğun azaltılması, bireylerin problem çözme becerisi kazanması, iyilik hallerinin ve sosyal işlevsellik düzeylerinin artmasını hedefleyen; insan haklarının ve sosyal adaletin hayata geçirilmesini ve uyarlanmasını amaçlayan çalışmalar bütünüdür.

 

Sosyal politikalar genellikle refah devletleriyle birlikte anılmaktadır. Sosyal politikalar devletlerin refah devlet veya sosyal devlet olma özelliğini belirlemede bir kriter olarak görülmektedir. Diğer bir değişle sosyal politika üreten devlet sosyal devlettir. Kısaca refah devleti “ fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen ,onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adalet ev sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi sosyal politikalar yoluyla sağlayan devlet” olarak tanımlamaktadır.(Uçar,2011)

 

Kadınların Sosyal Politikalar Kapsamına Girmesi

 

Dünyanın pek çok yerinde yasalarda var olan eşitlikçi sisteme rağmen kadınlar haklarını kullanma ve uygulama konusunda pek çok problemle karşı karşıya kalabilmektedir. Diğer yandan sahip oldukları mevcut haklardan, fırsatlardan, hizmetlerden  erkeklerle eşit biçimde ve eşit şartlarda yararlanamamaktadır.  Bu durumda kadınlar dezavantajlı bir konuma itilmekte ve karşı karşıya kaldığı ciddi problemlerle tek başına mücadele edememektedir. Dolayısıyla  “sosyal devlet veya refah devleti” olarak nitelendirilen devletlerin kadınlar için söz konusu bu eşitsiz, adaletsiz ve ayrımcı bir yapının oluşumunu engelleme ve bu nedenlerden dolayı oluşan problemlerin çözümünde sosyal politika üretmesi  gerekir.

 

Mevcut yapı içerisinde kadınların karşılaştığı problemler ve maruz kaldığı durumlar ; eşinden boşanmış ve boşanmış olup çocuğunun velayetini üstlenen kadınlar için farklı bir boyuta ulaşmaktadır. Çocuk bakım sorumluluğun önemli bölümünü üstlenmek ,diğer yandan ücretli bir işte çalışma zorunluluğu boşanmış bir kadın için iş ve aile yaşamını uzlaştırmada farklı bir karmaşa oluşturmaktadır.   Kısaca; tek ebeveynli boşanmış ailelerin taşıdığı yoksulluk riski onların sosyal politikaların hedef gruplarından biri haline getirmektedir.

 

Ülkemizde kadınları kapsayan birçok sosyal politika üretilmekte ve uygulanmaktadır. Bununla birlikte boşanmış ve çocuk sahibi olan kadınlara yönelik doğrudan yapılan bir çalışma bulunmamakta olup, bu durum yapılan hizmetlerden faydalanabilmek için bir kriter olarak belirtilmektedir. Örneğin halk arasında “Dul Kadın Maaşı” olarak bilinen “Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Düzenli Nakdi Yardım Programı” doğrudan eşi vefat etmiş kadınları kapsarken boşanmış kadınlara yönelik bu tür çalışmalar mevcut değil. Diğer yandan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 16 Kasım 2011 tarihinde Ankara’da düzenlediği “Eşi Vefat Etmiş Kadınlar İçin Sosyal Yardım Programı” toplantısında araştırma sonuçlarına dayanılarak yoksulluk sınırı altında geliri olan ve sosyal güvencesi olmayan 150 bin dul kadına hak temelli sosyal destek programı başlatılacağı ilan edildi. Oysa, aynı araştırma bulguları 20 bin boşanmış kadının da aynı durumda olduğunu belirtiyordu. Buna rağmen boşanmış kadınlar Bakanlık tarafından sosyal destek programının dışında bırakıldı.(Özar ve Yakut-Çakar,2012:39)

 

Sosyal Politikalara Feminist Yaklaşım

 

Feminist düşünür ve yazarlar ;kadını ev hanımı ve bakıcı ;erkeği ise tam zamanlı çalışan varsayımına dayalı aile modeline göre kurgulanan refah sistemlerini eleştirmişlerdir. Bu varsayımlara dayanan sosyal politikalar  erkeği işsizlik, yoksulluk, hastalık gibi risklere karşı korurken ; kadını erkeğe bağımlı kılmakta, kadını ve çocukları erkeğin üzerinden korumaktadır.

 

Orloff (1993)‟a göre “toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir refah devletinin sosyal politikalarının temel amacı kadını özerk bir hane kurabilecek hale getirmek ve bu haneyi iktisadi olarak sürdürebileceği olanakları kadına sunabilmek olmalıdır” (SYDGM, 2011). Ülkemizde bu anlamda yapılan çalışmaların katkısı göz ardı edilemez ancak yine de kadınların özerk bir hane kurmalarında yeterli olmamaktadır.

 

Kadın istihdamının artırılmasına yönelik mevcut anlayış ve uygulamaların yeterli olmadığı yönündeki feminist eleştirilerin temel argümanı, emek ve çalışmanın sadece piyasada ücret ödenen işler için kullanılmaması, yani ücretli-ücretsiz ayrımının olmaması gerektiği yönündedir. Ayrıca, sosyal politika, özel alanı kapsamadığı ve kadınların ihtiyaçlarının konu edinmediği yönünde eleştirilmekte ve bu nedenle ev içi emek, çalışmanın anlamı, bakım hizmetleri, bağımlılık ve dayanışma anlayışlarında önemli değişime ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir (Aktaran Uçar ;Koray, 2008)

 

Bu kapsamda tek ebeveyn annelerin yoksul kalma riskleri ile mücadelede feminist yazarlar kapsamlı politikalar uygulanmasının gerekliliğinin altını çizmişlerdir. Bu çerçevede;

  • Kadınların istihdama katılmalarının önünde engel olan yetersiz eğitim ve nitelik sorununun önüne geçilmeli,
  • Kadınlara örgün ve yaygın eğitim imkanı sunulmalı iş arama ve işe yerleşme konusunda kadınlara rehberlik hizmeti verilmeli
  • Diğer taraftan kadın girişimciliğinin desteklenmeli
  • Değişen istihdam koşullarına karşı kadınların korunmalarının sağlanması adına sosyal güvence, işsizlik sigortası, güvenceli esneklik gibi sosyal politikalara ihtiyaç vardır
  • Kadın istihdamının önünde engel teşkil eden yetersiz ve kalitesiz bakım hizmeti sorununun önüne geçilmesi gereklidir (Uçar, 2011).

 

Sosyal Politikalar Çatısı Altında Boşanmış Kadınlar

 

Boşanmış kadınlar var olan sistemde bir kadın olarak eğitim,çalışma gibi farklı alanlarda ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalabilirken boşanmış bir kadın veya boşanmış ve çocuk sahibi bir kadın olmak bu durumun farklı boyutunu da ortaya çıkarabilmektedir.

Boşanmış ve tek ebeveyn olan  kadınların karşılaşmış olduğu yoksulluk gibi ciddi riskler bu grubun sosyal politikaların hedefi haline getirmiştir. Ülkemizde  boşanmış ve tek ebeveyn olan kadınlara  yönelik doğrudan bir mevzuatın bulunmadığı fakat dolaylı olarak iş yaşamı, sosyal sigorta ve sosyal yardım konularında tek ebeveynleri ilgilendiren hükümlerin yer aldığını söylemek mümkündür.

 

Ulusal mevzuatta cinsiyete dayalı ayrımcılığı ve eşitsizliği ortadan kaldırılması için kadınların lehine bir çok hukuki düzenleme yapılmıştır:2002 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun ile kadınlara karşı ayrımcılığı destekleyen maddelerin kaldırılması(örneğin aile reisi kavramının kaldırılması, eşlerin eşit hak ve yükümlülüklerinin güvence altına alınması, evlilik birliği sırasında edinilmiş malların eşit paylaşımı gibi düzenlemeler yapılmıştır.) 2004 yılında Anayasamızın 10. Maddesi değiştirilerek Anayasa’ya “kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde bir fıkra eklemiştir. Anayasamızın 41. Maddesinde eşler arası eşitliğe dayalı bir aile modelinden bahsedilmekte, Ayrıca devletin anne e çocukların korunması için gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmektedir. 4857 sayılı İş Kanununun 5. Maddesi ile cinsiyete dayalı ayrımcılık yasaklanmış, eşit davranma ve aynı veya eşit değerlerdeki bir iş için eşit ücret ilkesi benimsenmiştir.

 

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu anayasada ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin özellikle kadınlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve eşitsizliğe ilişkin kanuni düzenlemeleri temel almıştır. Bu kanun kapsamında “ koruyucu ve önleyici tedbirler alınarak şiddete uğrayan kişinin kendisine ve varsa beraberindeki çocuklara bulunduğu yerde ve başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanır, ayrıca geçici maddi yardım, psikolojik, mesleki ve hukuksal ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti, gerekli durumlarda nakdi yardım ve kreş imkanı sağlanır.”

 

İş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasında önemli bir rolü olan  doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplamda 16 hafta ücretli doğum izni, doğumdan sonraki emzirme izni, babalık izni ,ücretsiz izin , çocuk bakımevi, emzirme odaları gibi haklar İş Kanunu ve Devlet Memurları Kanunu kapsamında  düzenlenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında  özel sektörde çalışan sigortalı kadınlara doğum nedeniyle verilen geçici iş göremezlik ödeneği olan ‘analık sigortası’ ve sigortalı kadına bir defaya mahsus olmak üzere ‘emzirme ödeneği’ verilmektedir.

 

Ülkemizde nafakaya ilişkin uygulama Türk Medeni Kanunun 175. maddesi ile düzenlenmiştir. Buna göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Ailenin maddi durumu yeterli olmaması ve  desteklenmedikleri taktide korunmaya ihtiyacaı olan çocuk statüsüyle karşı karşıya kalma riski olan çocuklar için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kapsamında  “ Çocuk Yuvaları, ücretsiz kreş ve bakım hizmeti, SYDV bünyesinde ayni ve nakdi yardımlar, Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti kapsamında çocuk adına ebeveyne ödenen aylık maddi yardım”  uygulamaları gerçekleştirilmektedir.  Aynı zamanda yine Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalara bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi(ŞÖNİM)  ve Kadın Konukevi bu alanda kadınlara yönelik barınma ve diğer ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunan önemli kuruluşlardır. Şiddete uğrayan veya tehlikede olan kadınlar, varsa çocuklarıyla birlikte, ilk başvuru merkezine veya ŞÖNİM ‘e başvuru yapıp bu evlere belli bir süre yerleşebilir. Kadınlar koruma, kimlik değişimi, psikososyal destek, ayni ve nakdi yardım talep edebilir.

 

Özetle ; boşanmış kadınlara yönelik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin doğrudan yaptığı sosyal politikalar bulunmamakta bunun yerine bu durumdaki kadınlara dolaylı olarak kadının güçlendirilmesi adına  psiko-sosyal destek,ayni ve nakdi  sosyal yardım, koruma ve barınma hizmetleri kapsamında destek sağlanmaktadır.Boşanmış olma durumunun ise bu uygulama ve politikalardan faydalanabilmek için bir kriter olduğu söylenebilir.

 

Sonuç Olarak

 

Sosyal politikalar devletlerin özellikle dezavantajlı olan bireylerin topluma entegre edilebilirliğini,güçlenmesini,sağlıklı bir gelişim göstermesini sağlamaya yönelik yapmış olduğu her türlü faaliyettir. Ülkemizde kadınları kapsayan birçok sosyal politika üretilmekte ve uygulanmakta olduğu,ancak boşanmış ve çocuk sahibi olan kadınlara yönelik doğrudan yapılan bir çalışma bulunmamakta olup ‘boşanmış olma durumu’ yapılan hizmetlerden faydalanabilmek için bir kriter olarak yer almaktadır.Kadınların boşanma sonrası süreçte en belirgin zorluklar yaşadığı alan ekonomik yaşamdır. Meslek sahibi olmayan veya herhangi bir iş deneyimi olmayan bir kadın için daha zor olabileceği söylenebilir. Genel itibariyle  şu öneriler sunulabilir:

  • Boşanma süreci ve sonrasında kadını bilgilendirecek,yönlendirecek;boşanma sonrasında kadının maddi kaynaklarını,işgücü kapasitesini,barınma durumunu,eğitim durumunu vs inceleyecek bir uzman görevlendirilmeli
  • İş deneyimi olmayan kadınlara iş eğitimi ve akabinde işverenlerle bir araya getirecek platformlar kurulmalı ve öncelikliler arasında boşanmış kadınlar olmalı
  • Kadının istihdamını sağlamaya yönelik danışmanlık yapılmalı
  • Kadının maddi anlamda güçlendirilmesi konusunda yürütülen politikaların yeterlilik ve etki düzeyi incelenmeli
  • Boşanmış ve çalışan kadınların çocukları için ücretsiz kreş kotaları oluşturulmalı
  • Boşanma sürecindeki kadınlara haklar ve boşanma sonrası yaşam için bilgilendirici seminerler verilmeli
  • En azından istihdam edilene kadar kadın maddi olarak yeterli düzeyde geçindirilmeli
  • Erkeklerin boşanma sonrasında ihtiyaç ve taleplerine yönelik de incelemeler yapılmalı ve gerekli danışmanlıklar verilmeli
  • Kadın ve varsa çocuğun maddi ihtiyaçlarına yeterli düzeyde bir nafaka miktarı belirlenmeli,bu miktarı erkek ödeyebilecek ekonomik yeterlilikte değilse bu miktar devlet destekli verilmeli
  • Çocuğun boşanma kararı,mahkeme süreci ve sonrasında psiko sosyal durumu değerlendirilmeli ve ebeveynlere bu dönemin çocuklara etkisi ile ilgili gerekli danışmanlıklar verilmeli

 

KAYNAKÇA

 

Dedeoğlu,S.(2009). “ Türkiye’de Sosyal Devlet,Cinsiyet Eşitliği Politikaları ve Kadın İstihdamı:Eşitlik mi Ayrımcılık mı?”. Çalışma ve Toplum Dergisi, 2

 

Hosseınnezhad Hendvarı, F.(2019). “Türkiye’de Aile Sosyal Politikası: Bir Değerlendirme Çalışması”. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara

 

Özar, Ş. ve Yakut-Çakar, B. (2012). Aile, Devlet Ve Piyasa Kıskacında Boşanmış Kadınlar. Kültür Ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar, 16

 

Uçar, C. (2010). “Kadın Yoksulluğu İle Mücadelede Sosyal Politika Araçları Ve Etkinlikleri”. Ankara: KSGM Uzmanlık Tezi

 

Ünal, N(2014). “Tek Ebeveyn Anneler Yönelik Sosyal Politikalar Faklı Ülke Örnekleri”. Ankara:KSGM Uzmanlık Tezi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

KADES Uygulaması Nedir? Nasıl İndirilir?

Ülkemizde yaşanabilecek kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddet vakalarını önlemek adına yapılan…

KADIN KONUKEVİ NEDİR?

Kadın konukevleri, fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik ve sözlü istismara veya şiddete uğrayan…

ŞİDDET ÖNLEME VE İZLEME MERKEZİ-ŞÖNİM NEDİR?

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kısa adıyla ŞÖNİM; şiddetin önlenmesi ile koruyucu…

Mor Çatı Vakfı 2020 Faaliyet Raporunda Bazı Dikkat Çekici Başlıklar

kurumlara başvurduğunda şikayetlerinin dikkate alınmaması, şiddet uygulayanla barıştırılmaya çalışılmaları, şiddet uygulayanların ceza…