İnsanı incelediğimiz zaman,bir topluluk ile etkileşim halinde yaşayan canlıdır. Her insan bir başkasına ihtiyaç duyar ve bu şekilde yaşamını sürdürür. Bundan dolayı insana,sosyal bir canlı deriz.
Sosyallik, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne baktığımız zaman “toplumsallık” anlamına gelmektedir. Yani toplum ile iç içe olmak demektir.
Günümüzün en büyük sorunu covid-19 (korona virüs) olarak bildiğimiz hastalık,solunum yoluna büyük zararlar vererek nefes almamızı engelleyen ve sonucunda ölüme sebep olan bir hastalıktır. Bu hastalık insandan insana bulaşmaktadır. Aynı grip (flu) gibi;öksürük, hapşırma, tükürük, aynı havayı soluma gibi yollar ile bulaşan bir hastalıktır. Fakat bunun yanında temas ile de bulaşabilmektedir. O yüzden bu günlerde herkesin “sosyal mesafe” kavramını kullandığını görmekteyiz. “Sosyal mesafeyi koruyalım” gibi söylemler sıklıkla duyulmaktadır.
Sosyal mesafe veya sosyal alan, kişisel alan ile kamusal alan arasında kalan, bir kişinin kendisinden 120 ile 200 santimetre arasında değişen uzaklıktır. [1] Az tanınan ya da yeni tanışılan kişiler veya görece resmi görüşmelerde insanlar arasında bu mesafe bulunur.[1] Herhangi bir olay veya gereklilik üzerine bu mesafenin korunması durumuna ise sosyal uzaklaşma adı verilir. (vikipedi)
Fakat günümüzde teknoloji sayesinde birçok şekilde sosyalleşebilmekteyiz. Bu yüzden internet üzerinden kullanılan birçok uygulamayı “sosyal medya” olarak isimlendirmekteyiz. İnternet sayesinde günümüzde arkadaşlarımız, akrabalarımız, ailemiz, hatta tanımadığımız insanlar ile de iletişime geçmekteyiz. Onlar ile hayatımızdan bazı kesitlerimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşabilmekteyiz. Yani sosyalleşmekteyiz.
Sosyalleşme kavramına baktığımız zaman; insan sadece başka bir insan ile değil ,başka canlılar ile de sosyalleşebilmektedir. Bu bir köpek, kedi, balık, kuş,… gibi hayvanlarla olabildiği gibi; bir ağaç, bir çiçek, evde yetiştirdiğimiz bir bitki ile de olabilir. Duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşarak, onlar ile konuşarak da sosyalleşmekteyiz.
Buradan yola çıktığımız zaman aslında bir kavram karmaşası içinde olduğumuzu görmekteyiz. “Sosyal mesafe” kavramı yerine “Fiziksel mesafe” kavramını kullanmamız gerekmektedir. Çünkü insan sosyal bir canlı olduğu ve günümüz teknolojisi sayesinde ve etrafındaki diğer canlılar ile bu sosyalleşme ihtiyacını giderebildiği için fiziksel mesafe kavramı şu anki durum için daha doğru bir tanımdır.
Gerçekten kelimeler bu kadar önemli mi diye düşünen kişiler olabilir. Fakat kelimelerin insan hayatında etkisi çoktur. Bunu atasözlerimizin içinde de görebilmekteyiz. Örneğin “Bir şeyi kırk kere dersen olurmuş” gibi deyişerimizde de kelimelerin etkisini görmekteyiz. Çünkü şu anda yaşadığımız olay sadece fiziksel etkileşimi kısıtlamakta ve uzaklaştırmaktadır. Yani tüm dünya insanlarının yaşadığı olay, bireylerin birbirleri ile temastan uzaklaşması ve mesafe koymasıdır. Eğer insan başka bir kişi/ bir canlı ile etkileşim haline girmez, giremez ise duygularını, düşüncelerini, fikirlerini paylaşabileceği kimse olmadığı için, içe dönük bir yapısı olacaktır ve birçok birey ilerleyen zamanlarda psikolojik problemler yaşayacaktır. Teknolojinin bize sağladığı imkanlar çerçevesinde şu anda biz, yaptıklarımızı, hissettiklerimizi anlık olarak binlerce hatta milyonlarca insan ile paylaşabiliyoruz ve bu da göstermektedir ki hiçbir şekilde sosyalleşmemizi engellemedik ve hatta kısıtlamadık. Yani hiçbir zaman sosyalleşmeyi engellemedik ve sosyal mesafe uygulamadık. Sadece insanlar ile temas etmeyi (tokalaşmak, sarılmak, öpüşmek, 1,5 metreden daha yakın ilişkiler kurmak,… gibi) engelleyerek fiziksel mesafe oluşturduk.
Bugünlerde sadece kendi hayatımız için değil, başkalarının da can güvenli için evde kalalım ve fiziksel mesafeyi koruyalım.

SOSYAL HİZMET UZMANI
ASLI SUDE KARPUZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

SOSYAL HİZMET

Sosyal hizmet disiplini ve doğası çoğunlukla benzerliklerinin olduğu farklı meslek disiplinleriyle karıştırılmaktadır. Geçmiş…

TOSPA AKADEMİ 1 YAŞINDA!

Öğrencilik hayatını etkinlikler ve gönüllülük faaliyetleri ile dolu dolu yaşadığını düşünen 3…

ALİ AYŞE’Yİ SEVSİN, ÖLDÜRMESİN!

Ahmet ile Fatma’nın bir çocuğu olacaktı yakında. Çocuğun cinsiyetinin kız olduğunu duyan…